UZMANLARIMIZ
BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ

ŞİZOFRENİ

ŞİZOFRENİ

 

             Şizofreni kişinin entelektüel yapısını bozan bir hastalık olup genel olarak genç yaşlarda başlamaktadır. Oluş nedeni tam olarak bilinmese de genetik yönü var olan bir hastalık olup günümüzde ilaç sektöründe ki ilerlemeler ile korkutucu bir hastalık olmaktan çıkmıştır. Geçmiş yıllarda bu hastalık nedeniyle yaşamdan kopan, çalışamayan neredeyse yaşamının 15-20 yılını hastanelerde geçirmek zorunda kalan hastalar artık toplum içinde yaşamlarını daha rahat sürdürebilir hale gelmiş ve çok büyük bir kısmı iş yaşamında, aile yaşamında hatta toplumsal yaşamda yerini alarak yaşamını sürdürür hale gelmiştir.

             Şizofreni genç yaşlarda başlayıp kronik olarak süren bir hastalık olduğu halde artık çok az ilaçla yaşantılarını sürdürebilen hastaların yaşantıları iki alanın dışında niteliğini kaybetmemekte özellikle sorumluluk alma ve çalışma konusunda yaşadıkları zorluklar gün geçtikçe ortadan kalkmaktadır. Şizofreni hastalarının genel gidişine bakarsak iki tip şizofreniden bahsetmek mümkündür. Birinci bölümde pozitif belirtilerin olduğu yani bağırma, çağırma, kırma dökme, etrafa saldırma, olmadık iddialarda bulunma, kulağına sesler gelmesi, gözünün önüne hayaller görünmesi, fikir akışında bozulmalar nedeniyle dediğinin anlaşılmaması, büyük bir sabırla dinlense bile ne dediğinin ne anlatmak istediğinin anlaşılmaması, garip hareketler ve jestlerde bulunması ile karakterize olduğu pozitif şizofreni ikinci grupta ise bu belirtilerin nerdeyse tamamının gözlenmediği, bunun yerine toplumda çekilme kendi içine kapanma, insanlardan uzaklaşma, kendi başına yaşama, yıkanmama, kendine bakmama, kendine özen göstermeme, evden çıkmama ile karakterize olan ve bunun sonucunda negatif semptomların olduğunun düşünüldüğü negatif şizofrenidir. Her iki gruptada toplumsal yeti kaybı hastalığın en önemli kalıcı belirtisi olduğu halde pozitif bulguların olduğu şizofrenide gidiş ara ara alevli olmasına karşın genel olarak daha iyi cevap vermekte negatif şizofrenide ise genel sonuç öbürü kadar iyi olmamakta hastaları toplumun içine sokmak her zaman çok kolay olmamaktadır.

           Şizofreni hastalığının kimi zaman sinsi başlaması tanı koyup tedavi etmeyi zorlaştırmakta özellikle lise yada üniversite çağlarında başladığı zaman yaptığı davranışlar bir gencin normal huysuzluğuna bağlanabildiği için okula gitmek istemeyen, dersleri düşen, arkadaşlarından uzaklaşan, yıkanmak istemeyen, odasına kapanan bir gencin şizofrenik bir süreç içinde olduğu maalesef aradan epey zaman geçince ve aile artık bu işte bir iş var bu yaptıkları doğru değil demeye başladığında yakalanabilmekte bu da kimi zaman tedaviyi geciktirmektedir. Şizofreni tedavisinde en büyük sorun hastaların hasta olduğunu kabul etmemesi ben hasta değilim siz gidin tedavi olun diyerek aileleri ile çatışması ve zorla götürülseler bile gittikleri doktorların verdikleri ilaçları kullanmamalarıdır. Bu durum onların tedavi olma sürecini olmusuz etkilemekte kimi zaman hastane yatışını gerekli kılmakta kimi zamanda ailelerin onları hastaneye yatırma konusunda kaygıları nedeniyle ilaç kullanamadıkları için tedavi olamamakta iş artık sabır boyutlarını aşıp tehlikeli boyutlara vardığında ancak o zaman zorlada olsa tedavi yoluna gitmekte ve hastaları için yardım alabilmektedirler. İyi tedavi olduğu zaman hastaların günlük hayatı sürdürme konusunda eksikleri kalmamakta bir çok hasta uygun tedavi süreci sonucunda kendi başına ilacını alarak tedavisini sürdürmekte bu durum ise başarı şansını çok büyük oranda arttırmaktadır. Sonuçta şizofreni korkulacak bir hastalık olmayıp uygun tedavi ile hastalar sağlıklarına kavuşabilmekte ama belki diğer hastalıklardan farklı olarak daha uzun süre ilaç kullanmaları gerekebilmektedir.


  Copyright © 2010 Yaprak Psikiyatrik ve Psikolojik Danışma
Interkey